Gündem

Necdet Adalı’nın son mektubu: “Şu kısa yaşamım içerisinde ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum”

12 Eylül 1980 askeri darbesinde darağacına yürüyen ilk devrimci olan Necdet Adalı Ağustos 1958’de Ankara’nın Altındağ ilçesinde doğdu. Mücadeleye, Kurtuluş Hareketi içerisinde, Devrimci Liseliler (Dev-Lis) saflarında başladı. 1977’de faşistlere ait bir kahvehanenin taranmasından 2 gün sonra Filistin Kurtuluş Örgütü saflarında mücadele eden ve 1981’de Lübnan’da ölümsüzleşen Kurtuluş Hareketi’nden yoldaşı Kemal Ergin ve 2 arkadaşıyla beraber askeri diktatörlük tarafından tutsak edildi. Bu kahvehanede MİT’çi ve Altındağ bölgesindeki faşist saldırıları hazırlandığı bilinen Sıtkı Aydın’la beraber iki kişi ölmüş ve bir kişi yaralanmıştı.

Mücadeleye başladığı ve idam sehpasını tekmelediği güne kadar bizlere nasıl mücadele edilir, nasıl yaşanırı gösteren Altındağ’ın altın saçlı çocuğu 7 Ekim 1980 tarihinde Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi.

21 yıllık kısacık yaşamıyla bizlere büyük bir miras bırakan Necdet Adalı’nın darağacına yürümeden önce ailesine bıraktığı mektubu 12 Eylül askeri diktatörlüğün yıldönümü vesilesiyle sizlerle paylaşıyoruz.

Sevgili anneciğim ve babacığım,

Sizleri ve ezilen halklar adına mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm ama; bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadan ve şu kısa yaşamım içerisinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum.

Hâkim sınıfların göstermek istediği gibi bizler hiçbir zaman savunmasız insanlara karşı katliam girişiminde bulunmadık. Fakat onların bizi böyle göstermeleri ve faşistlerle bizi aynı kefeye koyarak cezalandırmaları, bizim nezdimizde ezilen halkların mücadelesine yapılan bir saldırıdır.

Anneciğim ve babacığım; sizlere kısaca bahsettiğim gibi hiçbir pişmanlık duymuyorum.

Sizlerin de ezilen halklar uğruna verilen mücadelede katledilişimden dolayı üzülmemenizi ve bundan gurur duymanızı bekliyorum.

Ağabeylerime ve ablalarıma da yazmak isterdim; fakat buna olanak yok. Kendilerine çok selamlar. Burada satırlarıma son verirken, hürmetle ellerinizden öperim. Arkadaşlara selam.

Hoşçakalın.’’

Paylaşın