Gündem, Umut Yazıları

-Mış gibi reform, daha çok faşizm – İsmail Güldere


Dünya Trump dönemini geride bırakıyor. Ezilenler, işçi sınıfı ve bölge halkları adına yeni gelen yönetimle de sömürünün ve sömürgeciliğin devam edeceği aşikarken merkez devlet politikalarında kısmi değişiklikler yaşanacağı bekleniyor. Ve bunun bizi ilgilendiren en kritik yerinde Amerika-Türkiye ilişkileri duruyor. Trump dönemini Rusya ile kurduğu ilişki üzerinden dengeleyen, idare eden ve belli oranlarda bu ilişkiden doğan boşluklardan önemli çıkarlar sağlayan Türkiye’yi, faşist Erdoğan rejimini sıkıntılı günler bekliyor. 
Dünya gazetelerinin de manşetlerine “ABD’nin 1 numaralı diplomatı, Ankara’ya yönelik sert yaklaşımın devam edeceğini söyledi/ Arab News, Türkiye: Avrupalılar normalleşmeye hazır ama geçmişe sünger çekmeye değil/ Le Figaro, Biden döneminde Türkiye-ABD ilişkilerindeki zorlu konular neler olacak?/BBC News, AB uyardı: Kimsenin geçmişe sünger çekmeye niyeti yok/ Capital.fr, Türkiye neden Avrupa’ya göz kırpıyor/ La Libre Belgique” başlıkları ile konu olan bu durumun esasını ülke içindeki büyüyen ekonomik kriz, yoksulluk, iş cinayetleri, kötü çalışma koşulları, anti-demokratik uygulamalar oluşturuyor.
Faşist Erdoğan’ı da bu durum tedirgin ediyor. Çünkü bugüne kadar iç siyaset de gelişen muhalefet dinamiklerini, olası kitle ayaklanmalarını emperyalist-kapitalist sistemin kendi iç çelişkilerinden faydalanarak yürüttüğü işgale dayalı özel savaş tarzı ile yönetti. İlk olarak Efrin ve sırasıyla Serekaniye, Tel Abyad işgalleri Amerikan-Rusya ilişkilerinde yaratılan boşluğa, yaşanan çelişkilere dayanılarak gerçekleştirildi.
Şimdi Trump ile prestiji bozulan Amerika bir yandan bunu düzeltmeye çalışırken bir taraftan da müttefik olarak değerlendirdiği ülkelere başta Türkiye olmak üzere yeni bir ayar vermeye çalışacaktır. Buna mecbur kalacak bir Türkiye’de faşist Erdoğan iktidarı da ayak uydurmak zorunda kalacaktır, ama nasıl?
Faşist Erdoğan iktidarının en göze çarpan özelliklerinden biri -mış gibi yapıyor olmasıdır. Ekonomiden siyasete, dış politikaya demokrasiye kadar her şeyin güllük gülistanlık olduğunu anlatan bir iktidar senaryosu sürekli hazır servis edilmeyi bekliyor. Ancak durumun hiç de böyle olmadığı sokağa inildiğinde, gerçek senaryoyla karşılaşıldığında anlaşılıyor. Çünkü bu filmin gerçek oyuncularını kepengini açamayan, siftah yapamayan esnaf, yemeğinde hamam böceği çıkan inşaat işçisi, hapishaneleri dolduran binlerce siyasi tutsak, adalet arayan binlerce kadın oluşturuyor.
Şimdi “Sevgili Emmanuel, ilişkilerimizi görüşelim’ mektubunu kaleme alan faşist Erdoğan’dan AB’si de ABD’si de sözde değil, somut da adımlar bekliyor. Ancak bu adımların gerçekleşmesi AKP-MHP faşist ittifakının dağılmasına, Erdoğan’ın sürdürücüsü olduğu faşist yönetiminin zayıflamasına ve çöktürme stratejisi olarak yürüttüğü Kürt politikasının değişmesi anlamına geliyor. Yine bu ABD-AB ile uyumluluk gereği demokratikleşme de adımlar gerektiriyor. Ülkede bulunan tüm hapishanelerde yaşam koşulları yok noktasında başta siyasi tutsakların durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Yeni siyasi soykırım operasyonları yapılıyor, tecrit sistematik bir hale getirilerek tutsaklara yönelik işkence devam ediyor. Bu durumun da bu çerçevede düzeltilmesi gerekiyor, hali hazırda Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gerekiyor, ancak yeni bir iddianame ile bu bile yeni tutuklama operasyonlarına zemin yapılıyor ve tutukluluk hali devam ettiriliyor.
Bu durumda faşist Erdoğan iktidarından bu politikalarda gerçekçi bir çözüm beklemek yanıltıcı olacaktır. Faşist iktidarın bol keseden konuştuğu reform ve AB ile uyumluluk sözleri birer -mıştır. Faşist Erdoğan iktidarı artık engellenemez bir hızla çöküyor ve bu çöküşü yavaşlatmanın tek yolunu işçi sınıfı ve ezilenlere yönelik daha fazla şiddet, tutuklama terörü ve faşist saldırıda buluyor. Son olarak Güney Kürdistan’a yapılan Türk savaş kurmaylarının ziyareti de bu çöküşü yavaşlatmanın bir adımı olarak okunuyor. Her ne kadar hem emperyalist-kapitalist dünyanın kendi içinde hem de Türkiye ile kurduğu ilişkilerde ne kadar uzlaşmaz çelişkisi bulunmuyorsa da bir o kadar başka çıkar çelişkileri bulunuyor. İşte bu durumda Erdoğan faşizmini eskisi gibi sağa-sola kükrediği günler geride kalıyor. Erdoğan iktidarı belki bu duruma biat etmeyecek ancak bu ilişkilerde terleyeceği kesindir. Faşist Erdoğan ülkenin üstüne bir perde örterek şiddeti ve zulmü artırıp reform paketleri ile ABD-AB’yi bir süre daha oyalama yönünde ilerleme kat edecektir. Önemli olan bu durumda sistemin, AKP-MHP faşist devletinin çözülüşüne devrimci bir nokta koyabilmek olacaktır.

Paylaşın