Gündem, Umut Yazıları

Hakikat-Sonrası hakikaten sona erdi mi?| Cenk Ağcabay

Donald Trump’ın 2016 yılında başkanlık seçimini kazanmasından sonra, yeni bir kavram Batı basınında hızla geçerlilik kazandı. Bu kavram: Post-Truth (hakikat sonrası) idi. İddia oydu ki; politikada hakikatin egemen olduğu zamanlar yerini bir popülistin tweetleriyle, konuşmalarıyla oluşturduğu kurgusal yeni bir zamana bırakmıştı.

Trump seçimi kaybetti, hakikat-sonrasının geçerli olduğu dört yılın ardından, Biden yönetimiyle birlikte, dünya politikada hakikatin egemenliğine doğru yeniden adımlar atıyormuş. Hakikati yeniden egemen kılmaya yönelik hamleler çok geçmeden hızla gelmeye başladı.

Hakikat-sonrası dünyaya karşı en gür sesle konuşan Batı medyası, hakikati egemen kılmak için tam gaz çalışmaya başladı. Covid-19’a yol açan virüsün “hakiki” kaynağı konusundaki çalışmalar politikaya hakikati egemen kılmak için yüklenilen ilk alan oldu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin’de Covid-19’un kaynağını araştırmak için oluşturduğu bilim heyeti geçen hafta Çin’deki araştırmalarını tamamladı. Çin bilim heyetiyle ortak bir basın toplantısı düzenleyen heyet ulaştığı sonuçları açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü heyetinin virüsün kaynağına ilişkin açıklamaları Batı basınında ciddi rahatsızlık yarattı. Duyulan rahatsızlığın Batı basınındaki çeşitli ifadelerine ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün açıklamalarına “Covid-19 Bir Sağlık Sorunudur Martin Luther King’le Ne İlgisi Var Demeyin!) başlıklı yazıda yer vermiştik. Yazımızda, duyulan derin rahatsızlıktan ötürü, “WHO heyetinde yer alan Batılı bilim insanları yakında “Çin ajanı” ilan edilirse şaşırmamak gerekir. Bunun için ABD “istihbarat çevrelerinin” yapacağı incelemenin sonuçlarını beklemek gerekiyor.” demiştik.

DSÖ heyetinde yer alan Batılı bilim insanları “Çin ajanı” ilan edilmedi ancak konuyla ilgili yeni bir kampanyanın başlamasıyla, herkes için hakikatin egemenliğinin ne anlama geldiğini daha yakından görme olanağı doğdu.

DSÖ heyetinin yaptığı açıklamalardan duyduğu memnuniyetsizliği haberleriyle yansıtan Batı medyasının “en saygın” unsurları Wall Street Journal, New York Times, Guardian neredeyse aynı başlığı attıkları yeni haberleriyle kampanyanın açılışını yaptılar.

Çin yetkilileri, DSÖ heyetinin yaptığı araştırmalar sırasında kilit önemdeki bilgileri vermeyi reddetmişti. Wall Street Journal ismini vermediği bir heyet üyesiyle yaptığı görüşmelerde bu bilgiye ulaştığını belirtiyordu.

New York Times pervasızdı; haberinde, heyet üyesi Danimarkalı epidemiyolog  Thea Kolsen Fischer ile yaptıkları görüşmeden elde ettikleri bilgileri sundukları belirtmişti. Fischer’e ait olduğu söylenen sözler haberde tırnak içinde veriliyordu.

Guardian’da haberinin başlığında, Çin yetkililerinin Covid ile ilgili anahtar bilgileri heyete vermediğini söylemişti. Haberde tekrar tekrar vurgulanan ana unsur heyetin önemli bilgilere Çin yetkililerinin kötü tutumu nedeniyle ulaşamamasıydı. Haberin son paragrafında, heyet üyesi İngiliz bilim insanı Peter Daszak’ın tüm haberlerde paylaşılan iddiaları yalanlayan ifadeleri de yorumsuz yer alıyordu.

Daszak New York Times haberinin yayınlanmasının ardından, haberle ilgili olarak “DSÖ misyonunda deneyimlediğim bu DEĞİLDİR. Hayvan / çevre çalışma grubunun lideri olarak, Çinli meslektaşlarım tarafından güven ve şeffaflıkla karşılandım. Baştan sona kritik yeni verilere erişim sağladık. Muhtemel yayılma yolları konusundaki bilgilerimizi arttırdık” mesajını paylaşmış ve NYT’nin haberinden ötürü “utanç duyması” gerektiğini belirtmişti.

Daszak’ın bu sözlerini onaylayarak paylaşan Thea Kolsen Fischer, haberde tırnak içinde verilen kendine ait ifadelerin “kasıtlı olarak saptırıldığını” ve bunun “önemli bir bilimsel çalışma” üzerine gölge düşürmek amacıyla yapıldığını belirtiyordu.

Senelerdir hakikat-sonrası ile savaştıklarını iddia edenlerin inşa edeceği hakikatin egemen olduğu dünya işte budur. “Önemli bir bilimsel çalışma” üzerine gölge düşürmek amacıyla yalan haber yapmak. Yanlışlıkla falan da değil, tam da “kasıtlı olarak”.

Daszak, meslektaşlarının konuşmalarından saptırılarak aktarılan bölümlerin ve bunlara dayanan haberlerin amacının kendilerinin Çin’deki araştırmalarının başlamasından önce “reçetelendirilmiş bir anlatıyı” desteklemek olduğunu belirtiyor. “Reçetelendirilmiş anlatı” kim tarafından reçetelendirilmiş olabilir? Heyetin araştırma süreci başlamadan önce “anlatıyı reçetelendiren” kurum, anlatılara reçete yazma kabiliyetini son derece geliştirmiş olan ABD istihbarat birimleri ve onların Batının “özgür basınındaki” aparatlarıdır.  

Batının “özgür basınını” kontrol eden, yönlendirenler “güvenlik bürokratlarıdır” ancak onlar ait oldukları egemenlik sistemindeki görevlerini yapmaktadırlar. Halklara ve emekçilere karşı savaş aygıtları olarak inşa edilmiş bu kurumların asıl sahipleri tekelci sermayedir. Bu medya kuruluşlarının sürekli olarak tüm hayatını insan sağlığına ve çevre felaketinin engellenmesine adadığını iddia ettiği kapitalist Bill Gates bunlardan birisidir. Gates son üç yılda sadece Guardian gazetesine 6,5 milyon dolar bağış yapmış. Ne için? Guardian’ın temsil ettiği “özgür basını” güçlendirmek için. Tıpkı milyarlarca dolarını insanları salgın hastalıklardan koruyacak aşıları geliştirmek için kurduğu vakfa akıttığı gibi.

Salgının Amerika’yı sert biçimde vurduğu günlerde geçtiğimiz nisan ayında habercilerin karşısına geçen New York Valisi Andrew Cuomo, yeni bir eğitim programını hayata geçirmek için Bill ve Melinda Gates Vakfıyla kamu-özel işbirliği kapsamında “Eğitimi Yeniden Keşfetmek” projesini başlattıklarını duyurmuştu. Cuomo, Bill Gates’in “vizyoner biri” olduğunu söylemiş, Gates’in salgın öncesi görüşmelerinde sık sık “sahip olduğunuz tüm bu teknolojiye rağmen neden bu fiziksel sınıflar, bu binalar” dediğini aktarmıştı.

Cuomo konuşmasına “pandemi Gates’in düşüncelerine katılmak ve bu düşünceleri geliştirmek için tarihsel bir moment yarattı” sözleriyle devam etmişti. O günlerde, sözü edilen yayın organları pandemide doğan yeni bir yıldız olarak Cuomo’yu kutsuyordu. Pandemiyle ilgili günlük açıklamalarındaki başarısı nedeniyle neredeyse ülkenin en güvenilir politikacısı konumuna geldiği belirtiliyor, ileriki dönemde Demokrat Parti lideri konumuna gelmesinin yüksek bir olasılığa sahip olduğu ifade ediliyordu.

Cuomo’yu parlatan ve kutsayanlar Dünya Sağlık Örgütü heyetiyle ilgili çarpıtma haberleri yapan Batının aynı “saygın” medyasıydı. Yıldızlaştırılan Cuomo bir süredir, Amerika’daki yaşlı bakım evlerinde kalan ve buralarda çalışanların haklarını korumak amacıyla faaliyet gösteren oluşumların hedefinde. Cuomo’nun hedef alınmasının nedeni, New York’taki bakım evlerinde ölen insanlar hakkındaki bilgileri “kasıtlı olarak” gizlemesi ve “tartışmalı” olduğu iddia edilen bir kararı uygulaması.

New York Post gazetesinin ulaştığı ve yayınladığı bir kayıt Cuomo’nun yardımcısı Melissa DeRosa’nın Demokrat Partili parlamenterlerle bir toplantıda yaptığı konuşmaları içeriyor. Demokrat Partili parlamenterlerin geçen bahar aylarında bakım evlerinde ölen insanların sayılarını neden düşük gösterdikleri sorusunu yanıtlayan DeRosa, eğer sayıları tam olarak verselerdi, bunun Donal Trump tarafından “dev bir politik fırsat” olarak kullanılacağını söylüyor. DeRosa’ya göre, eğer gerçek sayılar verilseymiş, Trump “bakım evlerinde herkesi öldürdünüz tweetleri atmaya” başlayacakmış.

Derosa bilgileri neden gizlediklerini böyle izah ediyor ancak yakınlarını bakım evlerinde kaybedenlerin inisiyatifiyle hareket eden oluşumlar, Cuomo’nun 25 Mart tarihli bir kararına dikkat çekiyorlar. Cuomo 25 Mart tarihinde hastanelerde tedavi gören ve iyileşen 9056 kişinin bakım evlerine yeniden gönderilmesi kararını almış ve uygulamış. 9056 sayısı, Cuomo’nun yetki alanındaki kurumların kısa bir süre önce yayınladığı resmi kayıtlardan yüzde kırk daha fazlaymış ve bu durum “hastalığın ve ölümlerin gizlenmesi” konusunda kuşkuların daha da fazla artmasına neden olmuş.

Bakım evlerinde yaşayan ve çalışanların haklarını koruma amacıyla faaliyet gösteren oluşumların kurduğu birliğin yöneticisi Richard Mollot, “açıklığın ve bilgilerin eksikliğinde gerçekte ne olup bittiğini kavramakta” yaşadıkları büyük sıkıntılardan söz ediyor. Bu hak grupları birliği, Cuomo’nun 25 Mart kararının bakım evlerinde hastalığın hızla yayılmasında ve çok sayıda ölümün gerçekleşmesinde “potansiyel etken” olduğunu savunuyor. Kaynakları, personeli ihtiyacın çok altında olduğu bilinen bu kurumlara hastalığı sokmanın “cinayetle” aynı anlama geldiğini dile getiriyorlar.  

Kısa bir süre öncesine kadar Batı basınının parlayan yıldızı Cuomo, geçen mart ayında konuyla ilgili başka bir adım atmış, New York’ta faaliyet gösteren bakım evi sahipleri ve yöneticilerini yaşanan ölümlerin sorumluluğundan kurtaracak bir yasal düzenlemeyi hazırlamış ve yasalaşmasını sağlamıştı. “Sorumluluk Kalkanı Yasası” ile koruma sağlanan şirketleri temsil eden bir lobi grubunun Cuomo’nun politik mekanizmasına 1 milyon dolar bağış yaptığı bildirilmişti. (Tucked into the Covid-19 stimulus package? Protection for corporations, 5 Dec)

Demokrat Cuomo’nun “Sorumluluk Kalkanı Yasası” adını taşıyan düzenlemesini inceleyen Cumhuriyetçi siyasi liderler, yasayı oldukça yararlı bulmuş ve patronları Covid-19 sürecindeki işçi ölümlerinin sorumluluğundan kurtaracak bir yasal düzenleme için bu yasayı temel almış, hatta kendi yeni tasarılarında Cuomo’nun yasasını sözcük sözcük tekrar etmişlerdi. Aynı lobi grubu, bu kez Demokrat Partili politikacıların politik mekanizmalarına 11 milyon dolar bağışta bulunmuştu.

Cuomo 25 mart tarihli kararını “hastaneleri rahatlatma ihtiyacı” gerekçesiyle savunuyor. New York bakım evlerindeki ölüm oranlarının ülke ortalamasının altında olduğunu iddia ediyor ancak zaten sorgulanan rakamlardaki sahtekarlık. Böyle olduğu için, konuyla ilgili açıklamasını “Oranlar önemsizdir. Hastanede ya da bakım evinde öldüler. Öldüler.” sözleriyle bitiriyor.

Salgının başlangıcından beri, en yüksek risk altında yaşlıların özellikle kronik hastalıklara sahip olan yaşlıların olduğu biliniyor. Hastaneleri “rahatlatmak” için Covid tedavisi görmüş yaşlıları bakım evlerine yeniden göndermek, aynı zamanda sağlıklı insanları aylarca evlere kapatmak tam da bu yalan haber kaynaklarının yıldızlaştırdığı isme özgü “parlak” bir karar olsa gerektir. Yaşlıların bulunduğu bakım evlerindeki ölümlerin rekor seviyede olması ve bunun gizlenmeye çalışılması bu kararın sonuçlarına dair çok şey anlatmaktadır. Cuomo’nun ekibi, sadece bakım evlerinde ölen hastaları kayıt altına alarak, bakım evinden hastaneye taşınan ve hastanede ölenleri kayıt altına almayarak ölümlerin sayısını düşük göstermiş.  

Cuomo’nun yardımcısının konuşmalarını içeren kaydı okuduğunu söyleyen New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, okuduklarının “gerçekten kaygı verici ve çok üzücü” olduğunu söylüyor. “Daha çok şey öğrenmemiz lazım. Tam bir soruşturma olmalı. Gerçekte ne olduğunu mutlaka öğrenmemiz gerekiyor” diyor. Blasio’nun olan bitenden bu derece habersiz olması mümkün değil muhtemelen çıkacak faturadan payına düşeceklerden kurtulma manevraları yapıyor.  

Cuomo Başkan Biden’la özel bir görüşme yaptı ve görüşme çıkışında basının konuyla ilgili sorularını yanıtsız bıraktı. Demokrat Parti’nin bu yükü taşımama ve Cuomo’yu silme yönünde adımlar atması kuvvetle muhtemel. Aylardır Cuomo’nun liderlik yeteneklerine ve başarılarına övgüler düzen New York Times tüm bu bilgiler açığa çıktığında artık kaçacak yer kalmadığını anladı ve yaptığı haberde, “bakım evlerindeki ölümler hakkındaki gelişmelerin Cuomo’nun dikkatle oluşturduğu yetkili bir yönetici imajının çekirdeğini vurduğu” yorumunu yaptı.

Cuomo’nun henüz pandemi sona ermeden, yetkili bir yöneticinin çalışma tarzını göstermek için pandemi günlerindeki çalışmalarını “Liderlik Dersleri” adı altında kitap olarak yayınladığını Times’ın haberinden öğrendik. Yakınlarını yitirenlerin inisiyatifiyle faaliyet gösteren hak gruplarının “hakikati” ortaya çıkarma çabaları olmasaydı, Cuomo yıldızlaşmaya, “Liderlik Dersleri” satmaya devam edecek ve kitabıyla ilgili söyleşiler bu yayın organlarında manşet olacaktı.

Hakikat-sonrası ile savaşanların hakikati egemen kılma mücadelesinde seçkin bir yere sahip olan Cuomo’nun ne denli ödünsüz bir “hakikat savaşçısı” olduğu yönündeki masalların tabutuna son çivileri yakınlarını yitirmiş olanların mücadelesi çaktı. Emperyalist-kapitalizmin tabutuna son çivileri enternasyonal proletaryanın devrimci eylemi çakacak. Hakikat dünyaya o gün egemen olacak.  

Paylaşın