Gündem, İsmail Güldere, Umut Yazıları

Gare zaferi ve gelişmeler – İsmail Güldere

Hiç kuşkusuz Irak Kürdistan’ında yer alan Gare bölgesine yönelik 10-13 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirilen Pençe-Kartal 2 operasyonu ile Türk ordusu büyük bir askeri yenilgi aldı. Saldırıyı karşılayan gerilla güçleri ise tarihi bir askeri zafer kazandı.

Türk ordusu ve gerilla güçlerinin teknik-taktik donanım ve manevra kabiliyetlerinin karşı karşıya geldiği bu çarpışmada bir kez daha sınırlı sayıda imkâna sahip olan gerilla tarzı harekât, eşitsiz gelişen savaş teknolojisi karşısında öncül örneklerinde olduğu gibi (Vietnam, Küba vb.) önemli bir başarı elde etti. Bu başarı sonuçları itibariyle gerilla güçlerinde moral üstünlük ve coşku yaratırken AKP-MHP faşizminde sarsılma ve şok yarattı.

Askerî açıdan gerilla mücadelesinin emperyalist-kapitalist-faşist örgütlenmeler karşısında hala etkili ve önemli bir silahlı güç olarak varlığının güncellenmesi bakımından 21.yy devrimci mücadelesine önemli bir “an” olarak geçecek bu zafer özellikle Türkiye siyasi gelişmelerini de ilk dakikalarından itibaren belirlemeye ve etkilemeye başladı.

Siyasal sonuçları itibari ile AKP-MHP faşizminin klasik Kürt düşmanlığı karakteri bu saldırının ilk verisidir. İkinci veri ise iç siyaset de toplumsal mücadele dinamikleri karşısında gerilemeyi sürdüren faşist iktidarın pozisyonunu yeniden stabilize etme çabasıdır. Türkiye emekçi halklarının kurtuluş mücadelesi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesinin buluşmasını engelleme amacını merkeze alan devlet aklı bu operasyonun askeri sonuçlarından bağımsız olarak sistematik şekilde bunu hedeflemektedir. Gare operasyonundan önce yürütülen Afrin, Serekaniye ve Tel Abyad işgal operasyonlarının sonuçları itibariyle tüm burjuva muhalefeti arkasına dizen faşist iktidar bu başarıyı bir kez daha elde etmek istedi. Ancak daha önce gerçekleştirilen bu işgal saldırılarında yaşanandan farklı olarak Gare dağında faşist iktidar yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Hiç şüphe yok ki yaşanan bir askeri yenilgiden siyasi zafer elde edilemez. Yani hem kaybedip hem kazanamazsınız. Köklü bir Kürt düşmanlığı ve devlet geleneğine sahip olan faşist iktidar güçlü bir algı yönetimi ile bu durumu yönetmeye çalıştıysa da bu sefer başarılı olamadı. 40 yıllık PKK dosyalarını raflardan indirip yeniden televizyon kanallarında yayınlamaya başlayarak örtülmeye çalışılan bu başarısızlık karşısında, PKK’yi karalarken lanetini HDP’nin yaşaması için muazzam bir çalışma başlatıldı. Tüm ülkede estirilmeye çalışılan şovenist hava birkaç noktada kırıldı, yerini AKP-MHP faşizminin güven, istikrar, başarısızlık ve çöküş dinamiğinin getirdiği yapısal sorunlar aldı.

İlk olarak toplumsal mücadele dinamiklerinin faşist iktidarının en üst perdeden yürüttüğü tehditlere karşı sineye çekilmeyerek sözünü net bir şekilde ortaya koyması oldu. Bunun sonucunda sayısı bine yaklaşan kişinin gözaltına alındığı operasyonlar gelişse de geri adım atmama yönündeki irade etkili oldu.

İkinci olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Türk vatandaşlarının PKK’nin elinde öldüğü haberleri doğruysa, bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz” açıklaması oldu. Faşist hükümete güven sorgulatan bu açıklama burjuva muhalefeti de cesaretlendiren bir eşik oldu.

Üçüncü olarak CHP-İyi Parti- Saadet Partisi ilk dakikalarında lanetledikleri HDP’den uzaklaşarak ABD’den aldıkları cesaretle AKP-MHP faşist iktidarına yönelttikleri operasyona dair sorular ve esirlerin ölümü ile ilgili faşist Erdoğan’ı sorumlu tutan açıklamalar oldu.

Dördüncü olarak AKP-MHP faşist iktidarı yenilgiyi kabul ederek, operasyon kurmayları Hulusi Akar ve Süleyman Soylu’ya hazırlattığı dosyalarla PKK’nin ne kadar “katliamcı-cani” bir örgüt olduğunu anlatma göreviyle Gare bilgilendirmesi adı altında esirlerin ölümünden sorumlu olmadıklarını ikna etme çabası oldu.

Kuşkusuz faşist iktidar bu operasyonu başlatırken birden fazla seçenekli planlar üzerinden hareket etti. Ancak kırk tilkili bu planlar içerisinde esirlerin ölmesi de dahil tek olmayan şey yenilgi idi. Sonuç olarak esirlerin kurtarılması durumunda yapılacak siyasi propagandadan farklı bir propaganda esirler öldüğünde yapılmadı. Kürt düşmanlığını merkeze alarak arkasına dizmeye çalıştığı burjuva muhalefet ve her gün “terörü bitirdik” jargonunun empoze edildiği kitle yenilginin ortağı olmadı. Gare’de aradığını bulamayan faşist iktidar ülke içinde de umduğunu göremedi.

Askeri ve siyasi önemli bir gelişme olarak yaşanan bu çarpışmayı faşist iktidar karşısında konumlanan anti-faşist birleşik mücadele güçleri açısından da önemli bir fırsat olarak okumak gerekir. AKP-MHP faşist iktidarı bu hezimet üzerine hızla kendini toparlamaya, ayağa kalkar kalkmaz da daha güçlü bir saldırı yapmaya çalışacaktır. Buna fırsat vermemek ancak ve ancak birleşik mücadele güçlerinin hızlı, atik, pratik eylem çizgisi ile açığa çıkabilir. Burada şimdilik faşist iktidarın arkasına dizilmeyen burjuva muhalefete en başta CHP’ye karşı da uyanık olmak gerekir. Sonuç olarak bu sistem içi muhalefet Gare operasyonun yapılmasına karşı değil, yapılan bu operasyondan başarı elde edilememesine karşıdır. Bu sonuç itibariyle de konumlanması faşist iktidarın hemen yanıdır. O halde birleşik gücüne güvenen birleşik mücadele güçleri faşizmi yıkacak ikinci bir Gare zaferinin hazırlığını özgürlük güçlerinin zaferinden almalıdırlar.

Paylaşın