Gençlik, Gündem, Umut Yazıları

Son sözü direnenler söylecek – Necmettin Erdem

Kayyumluk rejimi, iktidarının ilk gününden beri siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşuyor. Çıkış yolunu bulduğunu düşündüğü her krizi bir başkası takip etti. Bu krizlerinin düğümlendiği yerde özgürlük isteyen kitleler bu düğümün ezilenler lehine çözümü için Gezi gibi bir halk ayaklanmasını açığa çıktı. Gezi korkusuyla, yükselen her hareketi şiddetle bastırarak bugüne gelen iktidar, her uygulamasıyla yeni isyanlarla karşılaşıyor. İsyanların en hareketli dinamiklerinden biri olan öğrenci gençliği bu nedenle kontrol altına almaya çalışıyor. Üniversiteleri bağlamından kopartıp şirketleştirmeleri, niteliksiz kadrolarla doldurup, anti-bilimsel eğitim ile iktidar gücünü örgütlendiği tabela üniversiteleri yetmedi; birçok akademisyeni fişlemeler sonucu KHK’lerle akademiden attılar. Atmadıklarını da çalışamaz hale getirdiler. Özgürlük fikrinin örgütlü ve hareket olduğu üniversitelerde soruşturmalarla, gözaltılarla, tutuklamalarla, kayyum rektörlerle tüketip üniversite gençliğini de hareket edemez hale getireceklerini düşündüler.

Halkın belediyelerine kayyum atayan AKP-MHP faşizmi, Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atayarak öfkenin kapağını açtı. Açıkça AKP’li birinin Boğaziçi’ne rektör atanması, üniversiteleri sarayın emri ve kontrolü altına almaya yönelik bir adımdır. Kayyumcu yönetimler altında zar zor yapılan bilimsel çalışmaların tamamının sadece patronların istekleriyle, istedikleri şekilde yapılması demektir. Özgür düşüncenin saray kanunları tarafından ezilmeye çalışılması demektir.

YÖK yönetmeliği ile üniversitelerin öğrencileri, emekçileri, akedemisyeni üniversite hakkında karar ve yetki açısında zaten etkisizdi. Saray, 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK’ten bile daha anti-demokratik bir işleyiş ile hayatımıza müdahale ediyor. Bu süreç, aslında, üniversitelerin az da olsa var olan özerk yapısının, üniversite bileşenlerinin akademik özgürlüğünün tam olarak yok edilmesi için bir aşamadır. İktidar, her zamanki gibi sermayenin ihtiyaçları için, özgürlük, adalet ve eşitliğin karşısında pozisyon almıştır. Bunun en somut örneği de, Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kırk yıl sonra devletin kolluk kuvvetlerini sokması ve kendini “devlet” olarak tanımlayarak “ben devletim, bana dokunan devlete dokunmuş olur” sözleridir.

Kayyuma karşı Boğaziçi bileşenlerinin yaklaşık bir buçuk aydır vermiş olduğu mücadele kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu mücadelenin sadece bilimsel, özerk ve demokratik üniversite için değil, eşit, özgür ve demokratik bir ülke için de olduğunun bilincindeyiz. Bir buçuk aydır devam eden direniş süreci, siyasi iktidarın Boğaziçi Üniversitesi’ni tahakküm altına alamadığının bir göstergesidir. İlk başlarda sadece Boğaziçi özelinde devam eden bu direniş sonradan İÜ, MSGSÜ, YTÜ, ODTÜ gibi ülkenin çeşitli üniversitelerine sıçrayarak, mücadelenin genişlemesini sağlamıştır. Uzun süredir üzerinde bulunan ölü toprağını atmayı başarmış olan üniversite gençlik hareketi; “Boğaziçi meselesi sadece bir kayyum meselesi değildir” demiş, tüm ülkedeki haksız ve hukuksuz uygulamalara, anti-demokratik uygulamalara, erkek egemenlik ve homofobiye karşı da isyanın sesi olmayı başarmıştır.

Boğaziçi Üniversitesinden diğer tüm üniversitelere, Kadıköy’den Alsancak’a, oradan bütün sokaklarda yankılanan, Metris ve Silivri Hapishanesi’nden Bakırköy ve Maltepe Hapishanesi’ne ve binlerce genç yüreğe kadar dalga dalga yayılan bu isyanı durdurabileceklerini, bu isyanın sesini bir an için olsun kısabileceklerini, herhangi bir baskı aracıyla bir tek geri adım dahi olsun attırabileceklerini sananlar büyük bir yanılgı ve gaflet içerisindedirler.

Boğaziçi Üniversitesi özelinde bu çamur deryasına nasıl bent olduysak, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Koşulları, sonuçları, getirisi ve götürüsü ne olursa olsun fark etmez. Faşizme gerektiği şekilde cevap vermeye devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Mücadele içeride de dışarıda da aynı kararlılıkla devam edecektir. Sesimizin ulaştığı herkese selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. Bundan sonrası sizde! Umut ve dirençle kalın!
Bu soygun-yağma-mafya düzeni yıkılacak!
Son sözü direnenler söyleyecek!

Necmettin Erdem
Maltepe 2 No’lu L Tipi Kapalı Hapishanesi

Paylaşın